+90 0532 428 44 46 ayazmuhammed@yahoo.com Online Ölçek Sistemi

RUHSAL BOZUKLUKLAR

Deneme

deneme içerik

Basmakalıp Davranış Bozuklukları

Basmakalıp hareketler içerisinde en sık görülenler tırnak ve tırnak derisini yeme, burun karıştırma, saç yolma, kafasını çarpma ya da vurma, sallanma davranışları ve diş gıcırdatmadır. Bu davranışlar kalıcı ve sakatlayıcı doku hasarına neden olabilir. Basmakalıp hareketler çok fazlaysa ve çevreye itici geliyorsa, sosyal dışlanmaya bağlı olarak ikincil sorunlar ortaya çıkabilir. Zeka geriliklerinde basmakalıp hareketler sık görülür. Tedavide davranış değiştirme tekniklerinin kullanıldığı bilişsel davranışçı terapiler, gevşeme teknikleri, dürtü kontrolüne yönelik tedaviler ve ilaç tedavileri kullanılabilmektedir.

Madde Bağımlılığı

Alkol ve madde kullanım bozuklukları çok sayıda kişiyi etkileyen zararlı ve pahalı sonuçları olan bir hastalık olarak tanımlanmaktadır. Madde kullanım yaşı giderek düşmektedir. Sigara ve alkolün denemek amaçlı kullanımı daha sonra bunların ara ara kullanımına neden olur. Zamanla artan sıklıktaki kullanım bağımlılık oluşumuna neden olur. Bunu esrar ve diğer maddelerin kullanımı izler. Maddelerin keyif verici etkileri nedeniyle zararlı etkileri göz ardı edilir. Bu aşamadan sonra kullanım daha düzenli hale gelir. Maddelerin uzun süreli kullanılması maddeye direnç gelişmesine ve giderek artan miktarlarda madde kullanımına neden olur. Madde kullanılmadığında vücutta bazı rahatsız edici belirtiler ortaya çıkar. Sigara, alkol, esrar, uyarıcı maddeler, uçucu maddeler ve eroin en sık bağımlılık gelişen maddelerdir. Arkadaşların etkisi, bozulmuş aile yapısı, ruhsal hastalıklar gibi etkenler çocuk ve ergenleri madde bağımlılığına yatkınlaştırır. Ebeveynler sigara, alkol ve madde kullandığını fark ettiklerinde ne paniğe kapılmalı ne de kayıtsız kalmalıdır. Madde kullanım bozukluklarının tedavisinde amaç madde kullanım isteğinin azaltılması ve madde alımının önlenmesidir. Madde bağımlılığı kronik bir hastalıktır. Tedavisi uzun ve zordur. Hastane yatışı gerekebilir. Tedavide maddenin vücuttan uzaklaştırılması, kullanımın engellenmesi, bireysel psikoterapi, bilişsel davranışçı terapi ve aileye yönelik yaklaşımlar kullanılabilmektedir.

İntihar ve Kendine Zarar Verme Davranışları

Özellikle ergenlerde intiharlar ve kendine zarar verme davranışları önemli bir halk sağlığı sorunu oluşturmaktadır. İntihar ergenlerde ölüm nedenleri açısından ilk üç sıradadır. İntihar düşünceleri, intihar girişimleri ve tamamlanmış intiharlar intihar davranışı olarak ele alınırlar. Ümitsizlik, sosyal sorun çözme becerilerinde yetersizlik, öfke, düşmanlık, dürtüsellik, stresli yaşam olayları, sorunlu ve boşanmış aileler intihar ve kendine zarar verme davranışları için risk etkenleridir. Depresyon gibi bazı ruhsal bozuklukların seyri sırasında da intihar ve kendine zarar verme davranışları sık görülür. Tedavide psikiyatrik hastalığın tedavisi, işlevselliği bozulmuş olan ailenin tedavisi, sorun çözme becerilerinin öğretilmesi ve sosyal beceri eğitimi kullanılabilmektedir.

Erken Başlangıçlı Şizofreni

Erişkinlikte görülen şizofreninin yaklaşık olarak %20’si çocukluk ve ergenlik döneminde başlamaktadır. Şizofrenide gerçeği değerlendirme yetisinde bozulma ve tuhaf davranışlar görülmektedir. Ayrıca dil ve iletişimle ilgili bozukluklar, düşünce bozuklukları, algı bozuklukları ve duygudurum bozuklukları da sık görülen belirti gruplarıdır. Genellikle alevlenmelerle seyreder. Şizofreninin nedenleri arasında genetik etkenler, beynin yapısıyla ilişkili etkenler ve biyokimyasal etkenler suçlanmaktadır. Tedavide ilaç tedavisi ve psikososyal yaklaşımların birlikte sürdürülmesi gerekmektedir.

Cinsel Kimlik Bozuklukları

Cinsel Kimlik Bozuklukları’nın belirtileri genellikle erken çocukluk döneminde başlamaktadır. Bulunduğu cinsiyetten yoğun bir şekilde rahatsız olurlar. Karşı cinsiyetin giysilerini giymek isterler. Erkek çocuklar kadınsı giyimi taklit ederken, kız çocuklar erkeksi giysiler için ısrar ederler. Özellikle karşı cinsiyetin oyunlarını oynamak isterler ve karşı cinsiyetten oyun arkadaşı seçerler. Oyunlarda yineleyen şekillerde karşı cinsiyetin rollerini alırlar. Gelecekte karşı cinsiyette olacaklarını dile getirirler. Kız çocuklarda oturarak çiş yapmayı reddetme, erkek çocuklarda pipisinden iğrenme görülebilir. Tedavi için başvuran olgularda ürolojik, hormonal ve genetik değerlendirme yapılmalıdır. Bireysel psikoterapi tedavinin temelini oluşturur. Ayrıca aile dinamiklerine yönelik yaklaşımlar da etkili olabilmektedir.

Uyum Bozukluğu

Yeni olan bir durumda stres etkenine tepki olarak duygusal ve davranışsal belirtiler gösterilmesi olarak tanımlanır. Çocuklarda uyum bozukluğu ebeveyn ölümü, boşanma, kardeş doğumu, bedensel hastalıklar, okula başlama ve çevresinden ayrılma gibi durumlarda ortaya çıkmaktadır. Çocuklar stres etkenleriyle karşılaştıklarında beklenenden daha fazla sıkıntı duyarlar. Bu uyum sürecinde çocukların işlevselliğinde belirgin düşme olur. Çocuk ve ergenlerde yeni durumlarda hareketlilik, huzursuzluk, depresyon, bedensel belirtiler, kaygı sorunları ve saldırganlık görülebilir. Tedavide bireysel psikoterapi, bilişsel davranışçı terapi, oyun terapisi, aileye yönelik yaklaşımlar ve eşlik eden ruhsal bir bozukluk varsa ilaç tedavisi kullanılabilmektedir.

Somatoform Bozukluklar

Herhangi bir bedensel hastalık ile açıklanamayan fiziksel belirtiler bulunmaktadır. Genellikle belirtilerin başlaması ve alevlenmesi öncesinde stres oluşturan bir etken vardır. Bu belirtiler amaçlı olarak ortaya çıkarılmamaktadır. Belirtiler belirgin bir sıkıntıya neden olarak tıbbi değerlendirmeyi gerektirir. Genellikle çocuğun bir hasta olarak bakılması, çevresindeki kişilerden ilgi ve şefkat görmesi, olumsuz davranışların kalkması ve sorumluluklardan kaçma gibi ikincil kazançlar görülebilir. Çocuk ve ergenlerde bayılma atakları, uyuşma, ağrılar, duyu ve kuvvet kaybı, bazı organlarını kullanamama gibi belirtiler görülebilir. Depresyon ve kaygı bozuklukları gibi ruhsal bozukluklarla birliktelik gösterebilirler. Tedavide bireysel psikoterapi, bilişsel davranışçı terapiler, oyun terapisi ve aileye yönelik yaklaşımlar kullanılabilmektedir. İlaç tedavileri eşlik eden bir ruhsal bozukluk varsa verilebilmektedir.

Dışa Atım Bozuklukları

.Çiş Kaçırma Yatağa ya da giysilere tekrarlayan şekilde idrar kaçırma olarak tanımlanır. Çocukların 5 yaşına kadar çiş kaçırmaları normal kabul edilir. 5 yaşından sonra görülen çiş kaçırma hastalık olarak kabul edilir. Uygun olmayan tuvalet eğitimi, aile düzenindeki önemli değişiklikler ve kayıplar çiş kaçırmaya neden olabilir. Çiş kaçırma çocuğun benlik saygısını azaltarak başka ruhsal sorunların gelişimine yol açabilir. Değerlendirmede öncelikle çocuk hastalıkları uzmanı ya da üroloji uzmanı tarafından değerlendirilerek tıbbi nedenler dışlanmalıdır. Tedavide kayıt tutma, ödüllendirme, sıvı kısıtlama, gece uyandırma, mesane jimnastiği, alarm cihazı ve ilaç tedavileri kullanılabilmektedir.

 

2.Kaka Kaçırma Uygun olmayan yerlere yineleyen biçimde dışkı kaçırma olarak tanımlanır. Çocukların 4 yaşına kadar kaka kaçırmaları normal kabul edilir. 4 yaşından sonra görülen kaka kaçırma hastalık olarak kabul edilir. Diğer ruhsal hastalıklarla birlikte görülebilir. Kaka kaçırma, çiş kaçırmaya kıyasla ruhsal sorunlar açısından daha fazla risk altındadır. Kabızlık ve ailesel yatkınlık en sık nedenler arasındadır. Tedavide kayıt tutma, ödüllendirme, tuvalet alışkanlığının düzenlenmesi ve ilaç tedavileri kullanılabilmektedir.

Duygudurum Bozuklukları

1.Depresyon Çocuk ve ergenlerde sık görülen, çocuğun gelişimi ve kişiler arası ilişkilerinde belirgin sıkıntıya neden olan, sıklıkla başka ruhsal bozukluklarla birlikte olan, intihar girişimi ve madde kullanımı gibi önemli sonuçlar doğurabilen, erişkinlikte de devam edebilen bu nedenle erken tanı ve tedavinin çok önemli olduğu bir ruhsal hastalıktır. Sıklığı yaşla birlikte artış gösterir. Ergenlerde daha sık görülür. Depresyonda olan çocuklar yaşlarına göre farklı belirtiler gösterebilirler. Okul öncesi dönemde üzgün görünme, sık ağlama, sürekli mızıldanma, yeterli düzeyde kilo alamama, hareketlerde yavaşlama, oyuna karşı ilgisizlik, karın ağrısı gibi bedensel belirtiler, sinirlilik, hareketlilik ve saldırganlık sık görülen belirtilerdir. Okul çağındaki çocuklarda can sıkıntısı, dikkati toplamada zorluk, arkadaşlardan ve sevdiği etkinliklerden uzaklaşma, hareketlerde yavaşlama, benlik saygısında azalma, sevilmediğini ve işe yaramadığını düşünme, uyku ve iştah sorunları, bedensel belirtiler, kaygı bozuklukları ve intihar düşünceleri öne çıkan belirtilerdir. Ergenlerde depresyon erişkinlere benzer. Can sıkıntısı, mutsuz görünme, önceden sevdiği etkinliklere karşı ilgisizlik, dikkati toplamada zorluk, hareketlerde yavaşlama, düşük benlik saygısı, yemek ve uyuma sorunları, huzursuzluk, intihar düşünceleri ve girişimleri görülebilir. Ayrıca ergenlerde okuldan ve evden kaçma, sigara alkol ve madde kullanma ve hırsızlık gibi davranış sorunları görülebilir ve bu belirtiler depresyonu maskeleyebilir. Depresyon gelişiminde genetik etkenler, yapısal etkenler, diğer tıbbi ve ruhsal hastalıklar, olumsuz yaşam olayları, sosyal destek eksikliği, ebeveyn çocuk ilişkisinin bozuk olması ve sosyal beceri eksikliği etkili olan faktörlerdir. Depresyona diğer ruhsal bozukluklar da sıklıkla eşlik eder. Tedavide bireysel psikoterapi, bilişsel davranışçı terapiler, oyun terapisi, grup terapileri ve aileye yönelik yaklaşımlar kullanılmaktadır. Son yıllarda geliştirilen antidepresan ilaçlarda yan etkilerinin düşük olması nedeniyle depresyon tedavisinde güvenle kullanılabilmektedir.

 

2.Bipolar Bozukluk (İki Uçlu Duygudurum Bozukluğu) Depresyon ve mani ataklarının birlikte görüldüğü bir ruhsal bozukluktur. Mani atakları sırasında kişinin kendine güveni abartılı şekilde artar. Uyku ihtiyacı azalır. Her zamankinden daha konuşkan olur. Düşünceleri hızlanır ve dikkati kolay dağılır. Huzursuz ve gergin görünürler. Çok fazla para harcayabilirler. Tehlikeli davranışlar sergileyebilirler. Huzursuzluk ve saldırgan davranışlar sık görülür. Okul başarısızlığı, sosyal ilişkilerin bozulması, madde kullanımı ve intihar davranışları görülebilir. Daha çok ergenlik yaşlarında başlar. Çocuklarda görüldüğünde erken başlangıçlı denir ve erken başlangıçlı olgular daha ağır seyreder. Çocuk ve ergen hastalarda Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu ile sık karışır. Tedavinin ilk basamağı ilaç tedavisidir. Çocuğun ve ailenin psikoeğitimi ve psikiyatrik yaklaşım önemlidir. Tedavi uzun sürelidir.